BENCE. HERŞEYİN BAŞI EĞİTİM

BENCE. HERŞEYİN BAŞI EĞİTİM

Merhaba sevgili Perfect Gazete okurları,

Kasım ayı tüm güzelliğiyle geldi. Binbir renge bürünen doğanın bizlere sunduğu güzellikleri seyretmeye doyum olmuyor. Kuşların göçünü, yaprakların renk değişimini veya sincapların kışlık nevale biriktirmesini seyredebilenlerin arasındaysanız çok şanslısınız. Aslında bahsettiğim, börtü böceği gözlemlemek değil; onu meraklısına bırakalım. Ben, işten güçten başını kaldıracak fırsat bulabilmek, etrafını görebilmek ve gördüklerinden keyif alabilmekten bahsediyorum. Bize bu imkanı sağlayan bir ülkede yaşıyoruz. Küçük ama alışkanlık yapan güzellikleri var Kanada’da yaşamanın. Mesela, birisi ayağınıza bastığında özür diliyor, faturanızı fazla ödediyseniz hesabınıza kredi olarak dönüyor ya da otobüse binerken şöför bey selam veriyor. Diğer yandan, ‘öyle ama’ ile başlayan cümlelerinizi de duyar gibiyim. Elbette günün her anı güllük gülistanlık bir ortamda geçmiyor. Trafik canavarı denilen bir olguyla boğuşuyoruz herşeyden evvel ki, bazen ömür törpüsü olabiliyor. Ev, iş, sağlık vesaire nice sorunu var her birimizin. Ama sanırım, tüm bu sorunların içinde canımızı en çok sıkanı, insanlar. Bir başka deyişle insanlarla uğraşmak. Laf anlatmakta zorlandığımız insanlar, bencil olduğunu düşündüğümüz insanlar, kaba insanlar, listeyi belki de sonsuza kadar uzatabiliriz, değil mi? Yaş, cinsiyet, dil, din ayırdetmeksizin, her Allah’ın günü sinirimizi tepemize çıkarmayı başarıyor birileri. Hatta birebir muhattap olmamıza bile gerek yok, sosyal medya ne güne duruyor. Bir bakıyorsunuz, bir sokak anketi düzenlenmiş; muhabir yoldan geçenlere mikrofon uzatıp, ‘Sümerliler Kanada’ya saldırmaya hazırlanıyorlar, ne düşünüyorsunuz? ‘ diye soruyor ve inanılmayacak sayıda insan ‘gelecekleri varsa görecekleri de var‘ türünden yanıt veriyor. Üstelik bu olay bir üniversite kampüsünde geçiyor. Size de ekran başında saçınızı başınızı yolup ‘yazık size verilen eğitime‘ demek düşüyor.

Bu pek bir trajikomik örnek oldu tabi, ama istisnasız hepimizin şahit oldukları da var. Mesela, arkadaşınızın çocuğu; hani şu üniversiteye giden ama misafirliğe gittiğinizde size bir selam bile vermeyen. Mesela kızdığında beyni yerine yumruklarını kullanan akrabanız, üst düzey yönetici olan. Marka düşkünlüğü yüzünden yürüyen reklam panosu gibi gezen komşunuz da var, arkasından görgüsüz diye dalga geçiliyor. Saymakla bitmez birçok kişi ve durum hepimize ‘eğitim şart‘ dedirtmeyi başarıyor. Bir tartın kendinizi isterseniz; bakalım gün içinde kaç kere buna benzer cümleler kuruyorsunuz.   

Peki sizce ne var bu eğitimin kapsama alanı içinde ve aslında birey olarak biz bu kapsama alanının neresindeyiz? Hepimiz ‘herşeyin başı eğitim‘ diyoruz. Sonuna kadar doğru elbette. Ama üşenmeyin, bir soruverin bakalım kendinize; eğitim şart derken aslında önceliğiniz ne? Aklınıza ilk gelen diplomalarınızın sayısını ve dolayısıyla banka hesabınızdaki sıfırları arttırmaksa, siz öğretimden bahsediyorsunuz.

Sözlükte eğitimin anlamı yeni kuşakların toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme şeklinde geçiyor. Yani, kuyrukta beklerken araya kaynamak, engelli yerine park etmek, çocuğunu dövmek tamamen eğitim meselesi. Fakat eğitimi meslek bilgisiyle eşitlemeye ya da okul duvarları arasına sıkıştırmaya devam edersek, daha çok ‘herşeyin başı eğitim‘,‘eğitim şart efendim‘ demeye devam ederiz.

Bu ay, 20 Kasım’da Dünya Çocuk Hakları Günü ve 25 Kasım’da ise Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü var. Bu günler eğitimle birinci dereceden akraba sayılır. Çünkü eğitim uyanıştır, uyanmanın ilk şartıysa farkına varmak. Sözlük her ne kadar eğitimi yeni kuşaklarla sınırlamışsa da ben size bir sır vereyim, insanın her yaşta kendini eğitmesi mümkün. Hadi, üşenmeyin de kadına yönelik şiddetle nasıl mücadele edeceğinize dair bir makale okuyun. Ama “Bana nasıl giyineceğimi öğretme! Oğluna, tecavüz etmemesini öğret” kısmına gelince okumayı bırakmayın. Çünkü bence eğitim dediğimiz kavramın sırrı çocuklarımızı büyütmekle yetiştirmek arasındaki farkta gizli, siz ne dersiniz?

İyi olun, iyi kalın efendim.